İzin ver planlanan her şey gerçekleşsin.
İnanmalarına izin ver
Ve tutkularına gülmelerine izin ver.
Çünkü, onların tutku dediği gerçekte duygusal bir enerji değil,
ruhları ve dış dünya arasında bir sürtüşme.
Ve en önemlisi,kendilerine inanmalarına izin ver.
İzin ver çocuklar gibi çaresiz olsunlar,
çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç, hiçbir şey.
İnsan doğduğunda güçsüz ve uysaldır,
öldüğünde ise, katı ve duyarsızdır.
Bir ağaç büyürken hassas ve esnektir,
ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür.
Sertlik ve güç,ölümün refakatçisidirler.
Uysallık ve güçsüzlük, varlığıncanlılığının dışa vurumlarıdır.
Çünkü katılaşan hiçbir zaman kazanmaz.
By Tarkovsky
9 Eylül 2012 Pazar
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Lulu Düşüncelere Gark Olmuş
"Deneyimin somutluğu kavramın soyutluğunda, dünyanın biricikliği olanaklı dünyaların sonsuzluğunda yitip gider.
Kelimeler böylesine dans ederken biz nereye koşuyoruz ? Şimdi zamanı durdurmanın vakti değil midir ?
Gececiler alnımdan öpmeye geldiklerinde kendilerine sordum: Peki çocuklar biz neden zamanın içinde savrulmuşuz ? Sanki bizde bu olanaklı dünyaların sonsuzluğunda yitip giden çıplaklar mıyız ? Peki öyle isek nereye kadar ?
Source: http://piratesandrevolutionaries.blogspot.com/2011/06/motionless-duration-in-deleuzes-bergson.html
Kelimeler böylesine dans ederken biz nereye koşuyoruz ? Şimdi zamanı durdurmanın vakti değil midir ?
Gececiler alnımdan öpmeye geldiklerinde kendilerine sordum: Peki çocuklar biz neden zamanın içinde savrulmuşuz ? Sanki bizde bu olanaklı dünyaların sonsuzluğunda yitip giden çıplaklar mıyız ? Peki öyle isek nereye kadar ?
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Wanderer Fantasie
Aşk bana kalırsa bir gezginin düşüydü.
Samuel Beckett'in Hiç İçin Metinler'ini okurken Wanderer Fantasie'sinin arka fonda çalmaya başlaması bundandır.
"Bunca uzaktan nasıl oldu da seçebildi beni? Bu koşullarda insan artık kendisi olmaktan çıkar, kim ne derse desin, kendisi olmaktan çıkmak kendini bilmekten de acı vericidir. Bunun nedeni, ,insanın kendinde olduğunda kişiliğinden bir şeyler eksiltebilmek için ne yapması gerektiğini bilmesi, kendin, kaybettiğindeyse artık herhangi bir insan olup çıktığından kişiliğini gizleme olanağı kalmamasıdır. Aşk dedikleri bir sürgündür, arada sırada memleketten bir kart alırsınız."
17 Mart 2012 Cumartesi
Anonimo.
çok huzursuzdum. çok huzursuzdum çöp toplayan çocuk. çok huzursuzdum açlık ve yokluk çeken kedi. çok huzursuzdum örselenmiş aşkım. çok huzursuzdum hemcinsine dokunamayan adam. çok huzursuzdum hemcinsine dokunamayan kadın. çok huzursuzdum taş atan çocuk. çok huzursuzdum Afgan göçmen. göç yollarım tıkanmış hiçbirinize dokunamadım ben.
her yanı notlar sarmış. birileri okuu dedi. okuu ve olgun ol dedi. oku ve dolgun ol dedi. ruhun bir kantarın ucuna takılmış çekiyorlar seni. kaç gram geldin ? kaç gram geldin diye sordu bilirkişi ? yetmedi mi ? daha da çek...çek.! ikiye ayrılıyorum görüyor musun göğsüme yasladığım yerinden.
yetişemediğim her şey için huzursuzum. dokunamadığım zamanlara, mekanlara ağlıyorum. yetinemeyen yanlarım küstahça çırpınıyor Budapeşte garındaki çingene beni duyuyor musun ?
Arsız yanlarım boğuluyor rölantide. Bikaç satır bekliyor beni köprünün sonunda onlara doğru yürüyorum. yağmur yağmıyor. düşündüğünüz gibi değil. romantik sahneler çekmeyin. klibimi çekmeyin. geçip gider onlar hep. hiç bizden olmaz.
"Büyük karanlık çöküyor ve hala eksiklerim var benim
Bu uçurumsuz ve deneysiz gidip gelmelerde.
"bacağıma bıçak sokuyorum. Etimin ağır ağır düzelmesini,
yenilenmesini, onun o gizli ve kutsal savaşını hızla izliyorum.
Sonra bir daha."
Yabancı bir canın yaşarlığı hep köşebaşlarında,
doğumum, durmam doğumum başlıyor benim...
Ey bilene bilene tükenen bıçak!
Bir şeyler yap,
Eskimeden gökyüzünün kutlu maviliği..."
Kimin yazdığını bilenler bilsin; bilmeyenler merak etsin daha çok diye...
Sonra şu şarkı çalmaya başladı ve ben yazmaya sabırsızım yazarken de bitsin diye sabırsızlananlardanım. yordum ve yoruldum. yordamımdan bihaber.
falla bilerek olmadı.
İyi geceler...
18 Aralık 2011 Pazar
The Sexiest Songs of all Times
1- Massive Attack Paradise Circus
1,5- Shivaree- Goodnight Moon
2- Garbage- You Look So Fine
3- Fiona Apple – I Want You (Elvis Costello Cover)
4- Placebo - Meds
5- Hooverphonic- Mad About You
6- Emilie Simon- Swimming
7- Morrissey - Let Me Kiss You
8-Urge Overkill – Girl You'll Be A Woman Soon
9-Blue Foundation – Bonfires
10-Nouvelle Vague – In a Manner of Speaking
11- Chris Isaak – Wicked Game
12- Madonna – Frozen
13- Eddie Van Halen - Catherine
14-Waldeck – Why Did We Fire The Gun?
15-Blonde Redhead- Elephant Woman
16- Blonde Redhead - Pink Love
17-Röyksopp- What Else is There ?
18-Anya Marina – Whatever You Like
19- Mono- Life in Mono
20- Gotye- Hearts a Mess
21- She Wants Revenge – She Loves Me, She Loves Me Not
22- PJ Harvey – This Mess We're In [Feat. Thom Yorke]
23- Ladytron – Destroy Everything You Touch
24- Mazzy Star – Fade Into You
25- Delerium- Innocente
26-Radiohead- Jigsaw Falling into Place
27-The Knife- Marble House
28- Charlotte Gainsbourg- Master's Hands
29-Led Zeppelin- I Can't Quit You Baby - Sınce I've Been Loving You Baby- Baby I'm Gonna Leave You
30- The White Stripes- I Just Don't Know What to Do With Myself
31- Wolfgang Amadeus Mozart- Requiem
32- Friedrich Chopin- Etude For Piano No, 12 Op. 10, 12 (Revolutionary Etude)
33-Johann Sebastian Bach- Brandenburg Concerto No.4 in g major, bwv 1049 Andante
34-The Beatles- Girl
35- Deftones- Digital Bath- Ordinary Love
36-Hooverphonic- 2wicky- Mad About You
37-The XX- Crystalised
38- Blonde Redhead- Here Sometimes
39-Björk- Bachelorette
40- Placebo- Running Up That Hill
41-Yasemin Mori- Sen Beni Sokaklardan Say
42-Oh Land- Wolf & I
44-Guano Apes - Scratch the Pitch
45-Chris Rea- The Blue Cafe
46-Depeche Mode- Personal Jesus- I Feel You
47-Elysian Fields- Black Acres
48-She Wants Revenge- She Loves Me, She Loves Me Not
49-King Crimson- Sex, Sleep, Eat, Drink, Dream
50-Richard Ashcroft- Song For Lovers
17 Ekim 2011 Pazartesi
First english fling for my blog! Dedicated to the Drunk Mornings
I feel vibrations on the tip of my fingers. This is so fatal and weird feeling that makes me feel I should run again...I'm away from all my responsibilities...This makes me feel like I will be disappeared completely in some minutes...I'm stuck in every kind of feelings....Responsible fpr the new age and careless...Crazy and introvert...Heartless but full of love and tired of having heavy heart with full of eternity...This dilemma will be the reason of my end...maybe no-end...I'm here waiting for my mummy coming from outside...
I will shut up these bullshits running in my head! Forasmuch the fucking sneeze bring me to my senses.!
I believe in Rimbaud and Patti.So...!
By the way I'm tired of three dots. I hate the punctuation!
| Oh, my Good ! Oh, my Beautiful! Hideous fanfare where yet I do not stumble! Oh, rack of enchantments! For the first time, hurrah for the unheard-of work, For the marvelous body! For the first time! It began with the laughter of children, and there it will end. This poison will stay in our veins even when, as the fanfares depart, We return to our former disharmony. Oh, now, we who are so worthy of these tortures! Let us re-create ourselves after that superhuman promise Made to our souls and our bodies at their creation: That promise, that madness! Elegance, silence, violence! They promised to bury in shadows the tree of good and evil, To banish tyrannical honesty, So that we might flourish in our very pure love. It began with a certain disgust, and it ended - Since we could not immediately seize upon eternity - It ended in a scattering of perfumes. Laughter of children, discretion of slaves, austerity of virgins, Horror of faces and objects here below, Be sacred in the memory of the evening past. It began in utter boorishness, and now it ends In angels of fire and ice. Little drunken vigil, blessed! If only for the mask you have left us! Method, we believe in you! We never forgot that yesterday You glorified all of our ages. We have faith in poison. We will give our lives completely, every day. FOR THIS IS THE ASSASSIN'S HOUR. |
15 Eylül 2011 Perşembe
İki şiir arasında kaldık
Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize...
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize...
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
Can Yücel usulca yürümüştü o kahpe boşluğun içinden. Orospu yaza inat düşünen sonbaharlara gark olmuştuk. Serin rüzgarlar saçlarımıza dolanıyordu. Kimilerinin çokça sahip çıktığı "gerçek dünyaları" siyanüre bulanmış gözyaşlarını içlerine akıtıyor gün be gün yeniden ve yeniden öldürüyordu paslı varoluşlarını ve yeniden var ediyordu yok oluşlarını. Çürümüş çelişkiler üstlerine başlarına bulaşmış kusmuk kokuyordu yer gök. Sodom ve Gomorre'ye öykünen bir zamanın temsilcileri... heyhat!
Biraz ıslandıktan sonra koşarak kaçtık kırkayaklarımızla sahnelerden...ve evet! sevgiye hala inanıyorduk; donmuş bir ruhu aleviyle eriten gözlerin sahipleriyiz karanlığı hapsettik ki siyah tüm renklerin Tanrısıdır.!
Sonra bir şiir fısıldamaya başlar aç karnına başı döner ara sokaklarda kuşluk vaktini bekler...ayazdır!
Ağır kokuyor dünya, kan kokusu bu, korkunç.
Sevgilim döndü yalnızlığıma
Öptü alnımdan ve güzelleştim.
Böyle sabahlarda beni sevgisiyle acıtmış
Herkesi hatırlarım.
Eskidendi, koca bir ruhla giriyordum bahçeye
Mavi çiçeklere bakıyordum ve işte şu diyordum
Nasıl da benziyor bana.
Öyle ya,
Sevişmek bir sarmaşığın kalbiyle düşünmekti.
Ve elleri titreyerek, avuçları terleyerek yazmıştır Bejan Matur -ki çarşafına dolanmıştır şiiriyle- kim bilir sabahın bir körüne...karnı aç, uykusu düşmanıdır. Can Yücel'e sarılır boşçakallardan kaçıp o ara sokaklardan birinde...ve hala inanır...hatrına koşar ve daha çoğalacak hatrı sayılanlara...uyku , uy kuuu biiii razzzzzz. uy kuuuuuu.
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize...
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi...
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize...
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
Can Yücel usulca yürümüştü o kahpe boşluğun içinden. Orospu yaza inat düşünen sonbaharlara gark olmuştuk. Serin rüzgarlar saçlarımıza dolanıyordu. Kimilerinin çokça sahip çıktığı "gerçek dünyaları" siyanüre bulanmış gözyaşlarını içlerine akıtıyor gün be gün yeniden ve yeniden öldürüyordu paslı varoluşlarını ve yeniden var ediyordu yok oluşlarını. Çürümüş çelişkiler üstlerine başlarına bulaşmış kusmuk kokuyordu yer gök. Sodom ve Gomorre'ye öykünen bir zamanın temsilcileri... heyhat!
Biraz ıslandıktan sonra koşarak kaçtık kırkayaklarımızla sahnelerden...ve evet! sevgiye hala inanıyorduk; donmuş bir ruhu aleviyle eriten gözlerin sahipleriyiz karanlığı hapsettik ki siyah tüm renklerin Tanrısıdır.!
Sonra bir şiir fısıldamaya başlar aç karnına başı döner ara sokaklarda kuşluk vaktini bekler...ayazdır!
Ağır kokuyor dünya, kan kokusu bu, korkunç.
Sevgilim döndü yalnızlığıma
Öptü alnımdan ve güzelleştim.
Böyle sabahlarda beni sevgisiyle acıtmış
Herkesi hatırlarım.
Eskidendi, koca bir ruhla giriyordum bahçeye
Mavi çiçeklere bakıyordum ve işte şu diyordum
Nasıl da benziyor bana.
Öyle ya,
Sevişmek bir sarmaşığın kalbiyle düşünmekti.
Ve elleri titreyerek, avuçları terleyerek yazmıştır Bejan Matur -ki çarşafına dolanmıştır şiiriyle- kim bilir sabahın bir körüne...karnı aç, uykusu düşmanıdır. Can Yücel'e sarılır boşçakallardan kaçıp o ara sokaklardan birinde...ve hala inanır...hatrına koşar ve daha çoğalacak hatrı sayılanlara...uyku , uy kuuu biiii razzzzzz. uy kuuuuuu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

