27 Ocak 2013 Pazar

Aklımı yitirmek istediğimi kimse söylemeyez






aklımın yitirmek istediğimi kimse söyleyemez. ben olsam olsam toplumsal bir hastalığın izdüşümüyüm o da olmadıysa eğer şu modern zamanların bir kahramanı olma derdine düştüğüm mevzusuna bahisler yatırılabilir. çünkü etrafımda tarih tüm kayıtsızlığıyla şakıyor. çünkü gerçekten geçmiş tüm ihtişamıyla  bir girdap ama asla ve de asla yutmuyor. çünkü bu affetmek olurdu. affetmiyor. o bir girdap ve ben o girdabın eğlencesine düştüm bir çırpıda doyup bir çırpıda acıkıyorum. et, şarap ve güzellikler...fakat kendi içimde gerçek bir fütursuzum  ve hiçbir şey bana sahiden dokunmuyor. (bkz: bloc party- song for clay)

uykuyu bir isyan yöntemi olarak, sabahın sekizinde ayaklandırmak üzere uykuya mecbur eden ama bir yandan da uykusuz eden bir yapıyı cezalandırmak için seçmiş olamayız. uyku bu cezalandırıcı eylemsizliğin bir formu olabilir mi ? uyku hem en büyük düşman en büyük sığınak olabilir mi ? saçlarda aklar çizgi çizgi olup ekoseler yapabilir mi ? rezzan ersoy saat 02:15 bunları düşünüyor...toplantı mı vardı ? toplanıyoruz mu ? kim kim toplanıyoruz ? toplantılar, örgütlenmelerden şikayetçi. toplantılar, örgütlenmelere hasım ve yukarıya el pençe divan. toplantılar ne uykuyu ne de uykusuzluğu sever. örgütlenenler birbirinden haberdardır ve toplananlar habersiz. o zaman gelin delirelim. her gün toplanmalara gebe bırakanların bıngıldak çukurları çok derinmiş. çünkü hep haince hassastır bünyeleri ve  onların davranışlarına göre davranış geliştirmeye mecbur bırakırlar etrafındakileri.


gözler dolduysa ekranı kapatabiliriz. perdeleri kapatabiliriz. güneş olmasa dahi güneşliği bile çekebiliriz. iyi geceler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Paylaşella